28 Kasım 2008 Cuma

amin mela lle

elfçede seni seviyorum demek. öyle, diyesim geldi dedim. bitti bu hafta. oh. tüm sınavlar. güzel sınavlar. geometrisiz,ingilizcesiz ve almancasız olması gereken sınavlar. okullarda elfçe seçmeli ders olsa ya, ne güzel olmaz mı? birinci olmazsam şerefsizim. her türlü konuşurum. neyse. okul bitti biz direk fethipaşa'ya yol aldık. yolda psikopat insanlar ile karşılaşmamak için bekledik. böyle hafif tırsımtırak bir şekilde. sonra gittik işte. çay-simit. sait faik'in böyle bi hikayesi vardı sanırsam dil anlatım kitabında. ne de hoştu. tıpkı ekmek ve kola gibi. süper ikililer. daha sonra simit ve çayın üstüne bir güzel pipomuzu tüttürdük. çok güzel oldu hakkaten. bir de adam gibi yakmayı bilince dadına doyum olmuyor gayri. hava inanılmaz soğuk idi. zar zor dayanabildik. arif gibi çişimiz donacağdı az daha. sonrasında ormanlı patika yolunda bağıra çağıra, sesimizi garip şekillere soka soka fıstıkağacına vardık. otobüsümüze bindik. kırmızı ışıkta yandaki serviste garip hareketlerle bize sırıtan insanlara karşılık verdik. komşufırından zencefilli kurabiye ve vişneli garip hamurumsudan yedik. çok süperdi gerçekten. acıbadem minibüsünde yer verdiğim teyzecik o denli tatlıydı ki, içimin yağları gerçek manada eridi. bitti. içim huzur ile doldu. insan ne ile yaşar? sevgi. gayet basit. evde bıçak ile beni beklediğini sandığım annem gayet sakin çıkınca içim daha bir huzur ile doldu. mest oldum adeta. filhakika babamın hareketleride beni bir hayli bahtiyar eyledi. öyle işte. yarın sivilce adam gelicek. bizde kalıcak. güzel olur heralde. hadi hoşçakalın. ya da, elei. elfçesi bu da.

Hiç yorum yok: